Terzi, Camcı, Berber…

Ülkemizde evinde bir iş yaptırıp ta ustalardan yakınmayan kimse gördünüz mü? Usta geç gelmiştir, işi geç teslim etmiştir, siz uzun saatler beklemişsinizdir. Hatta söylediği günde gelmemiştir. Aldığı işi geç teslim etmiştir. Sizin içiniz içinizi yerken, belki iş işten geçtikten sonra gelirler ve hiçbir şey olmamışçasına karşınızda dururlar. Yakınmanızın bir faydası yoktur. Hatta zararı bile olabilir. Bu nedenle yutkunursunuz, bir dahaki sefere nasıl yapacağınızı düşünürsünüz. Zamanın dışında kayıplarınız da olabilir. Ölçü tutmamıştır. İstediğiniz rengin bir koyusu gelmiştir. “Biraz ince biraz kalın olmakla bir şey olmaz ya” veya buna benzer söylemleri dinlemek zorunda kalırsınız ama içiniz rahat değildir. Sizin düşlediğiniz bu değildir oysa. Bağırıp çağırmanız neyi düzeltir, bilemezsiniz.

Ama evinize cam yaptırdıysanız camcının ölçüyü tutturamaması kendisi için bir problemdir (benim başıma geldi, yanlış ölçü almış, düzeltti ama çeken onunla beraber biz de olduk). Benzer şekilde terziye diktirdiğiniz giysiyi çok iyi denetlersiniz, paçasını kısa, eteğini dar, pilesini istemediğiniz şekilde yaparsa problem kendisinindir. Düzeltilmezse ya da yenilenmezse giysi giysi olmaz. Ya berber? Berberin kusurlu bir hizmet sunması mümkün müdür?

Aslına bakarsanız tüm sunulan hizmet ve ürünlerin nitelik olarak başlıktaki mesleklerin ürün ve hizmetlerden farkı var mıdır? Olabilir mi? Muhasebecinizin hatalı hesap yapmasının saçınızın istediğinizden kısa kesilmesinden ya da usturanın yanağınızı kesmesinden bir farkı var mıdır? Satış temsilcinizin müşteriye yanlış teklif vermesi paçanızın eğri kesiminden farklı değildir değil mi? Servis teknisyeninin cihazınızı tam tamir edememesi camcının çerçeveye oturmayan camından farklı değildir.

Buradan hareketle yapılan her işin hakkının verilerek yapılması gerektiğini söyleyebiliriz.

Hangi işi yapıyorsak o işi en iyi şekilde yapmamız bizi mutlu edecektir, hizmeti sunduğumuz kişileri mutlu edecektir. İşin sahibi ister kendimiz olalım ister bir başkası olsun sonuç değerli bir ürün veya hizmetin ortaya çıkması olacaktır. Bu da kişiye değerli bir ödülden farklı değildir. Ödülü bir başkasının vermesi değil kendimizin kendimize vermesinin tadını düşünebiliyor musunuz?

Eski Romalılar yapım işlerindeki başarıları nedeniyle tarihe iz bırakmışlardır. Romalıların kemerleri de çok ünlüdür ve yıllara meydan okuyacak şekilde hala ayakta durmaktadırlar, 2000 yılı aşkın zamandır. Romalıların ilginç bir geleneği varmış. Bir kemerin yapımını bitirdiklerinde, sorumlu olan mühendisin, iskele kaldırıldığı zaman, kemerin altında beklemesi talep edilirmiş. Eğer kemer dayanıklı olmuşsa bunu ilk öğrenecek olan kendisi olurmuş.

Yaşamımızda yaptığımız her şeyin altında duracak şekilde yapmamızı ve bunun gururunu süsleyen kemerler inşa etmemizi diliyorum.

RSS 2.0 feed. Yazıya Cevap ver ya da geri izle.

Yorum Bırak