Haklı mı Mutlu mu Olmak İstersiniz?
Çokça görmüşsünüzdür trafik ışıklarında çarpışan arabaları. Biri “bana yeşil yanıyordu , geçme hakkı benimdi” demektedir. Öteki nasıl bir mazeret ya da bahane bularak karşımdakini alt edebilirim diye çabalamaktadır. Ama olan olmuştur. Araçlar çarpışmış biri birine vurmuş ve ikisinde de hasar meydana gelmiştir. Bundan sonraki olaylar maddeten ve manen iki tarafın da canını yakacaktır. Kaskonuz ve trafik sigortanız varsa neyse , mali zararınızın bir kısmını karşılayabilirsiniz. Ama yine de araç servise çekilecek, servise exper gelmesi beklenecek, hasar gören parçaların değişmesi , tamirat vesaire nedeniyle aracınızı birkaç gün kullanamayacak ve işinize başka türlü bir gidiş geliş yolu bulmak zorunda kalacaksınız. Hadi bütün bunları göğüslediğinizi düşünelim, aklınız tüm bu süre boyunca bu olayda kalacak hep için için üzüleceksiniz. “Nereden geldi benim başıma bu” deyip kendinizi üzecek, canınızı sıkacaksınız. Ne kadar haklı olduğunuz düşünüp “ eğer o herif ( veya kadın) kırmızıda dursaydı bunlar başıma gelmezdi “ diye söyleneceksiniz. Ben haklıydım diye içinizden onlarca kez teyid edeceksiniz. Ama haklı olmanız işi değiştirmemiştir, acı veren süreci yaşamak zorunda kalmışsınızdır. Son tahlilde mutsuz olmuşsunuzdur.
Trafik kazaları böyle de iletişim kazaları farklı mı Her hangi biriyle bir konu hakkında anlaşmazlığa düştüğünüzde haklı olmaya çalıştığınız anda tırmanması ve geri çıkışı çok güç bir çukura düşmüş gibi olursunuz. Çoğu kez bu gibi durumlarda tartışma nesnellikten çıkıp kimin haklı olduğunun kanıtlanmasına doğru kayar. Bu kayış dağda hızlı bir şekilde bodoslama bir ağaca çarpmaya doğru gidişden farksızdır. Eğer taraflardan biri o sırada kayış yönünü fark edip doğrultuyu değiştirmezse kafa göz kırılacaktır. Kimin ne kadar hasar aldığı artık bu süreçte önemli değildir. Çünkü aynı trafik kazasında olduğu gibi bundan sonrası maddeten ve manen acı çekme zamanıdır.” Bana nasıl söyler onu yahu” ile başlayıp “ben ona gösteririm “ diye geleceğe taşınan acılı süreç kontrolden çıkmış araç gibidir. Sonraki itiş kakışların da ivmelendirmesi olacak olan bu kontrolsüzlük işte bir yandan bizim çevre ile olan iletişimimizi tanımlarken öte yandan iç çekişmelerimiz nedeniyle iç sıkıntılarımızı artırır . Bunların sonunda fiziksel rahatsızlıklar çıkarsa çok şaşırmamak gerekir
“Peki ben haklı değil miyim kardeşim”
Haklı isem sonuna kadar savunurum nereye kadar giderse gitsin “ türü söylemlere ne demeli
Bu söylemler ilk bakışta doğru gözükse de çıkış noktası çarpıklığı nedeniyle bize yarar sağlamazlar.
Başkanı bulunduğum bir sosyal kuruluşta hem ülkemizin eğitim sistemini hem de ait olduğumuz topluluğu ciddi bir şekilde ilgilendiren bir konu hakkında uzun yıllar mücadele ettim arkadaşlarımla birlikte. Bu uğurda mahkemelere verildik ama kazandık. Ankara’ya bakanlıklara gittik konuyu çözmek için. Haklı olduğumuz o kadar açıktı ki. Diğer insanların bunu niçin görmediğine şaşıyorduk. Gazetelerde bizim savlarımızı destekleyici ciddi yazılar çıkıyordu. Ama muhataplarımızı ikna etmemiz mümkün değildi. Biz yolumuza devam ettik. Bir süre sonra muhataplarımız kendi içlerindeki dinamik ile bizim eleştirdiğimiz yönetimi değiştirdiler ve kendi yönetimlerinin nasıl bir çarpıklık içinde olduğunu kendi içlerindeki çatışmalarla gösterdiler. Yıllar sonra haklı olduğumuz ortaya çıkmıştı. Ne gariptir ki muhatap grubumuzun düşüncelerini desteklemiş olan çok yakın arkadaşlarımızdan hiç biri bizim söylediklerimizin doğru olduğunu yani bizim haklılılığımızı teslim etmedi. Bütün bu olayları yakından yaşamış , mücadele etmiş arkadaşlarımız bu son durumda zaferimizi kutlamadık, yalnızca birbirimizin gözlerine bakarak haklılığımızı mutluluğa çevirdik. Çünkü mutlu olmak için biz başkalarının teyidini beklemiyorduk. Haklı olduğumuzu içimizin sesinin söylemesi bize yetiyordu. Birilerine bunu kabul ettirip onay almak bizim mutluluğumuzu sağlayamazdı.
İçimizdeki terazi haklı olmakla mutlu olmayı birbiri ile çatıştırmaz, hem haklı hem mutlu olmayı kefelere bizim koyduğumuz ağırlıklarımız yani güçlü iç değerlerimiz sağlar.
RSS 2.0 feed. Yoruma Kapalı.
